FERİT LİF: AK PARTİ DÜŞÜŞE’Mİ GEÇTİ?

FERİT LİF: AK PARTİ DÜŞÜŞE’Mİ GEÇTİ?

Türkiye’yi 18 yıldır kesintisiz olarak tek başına yöneten AK Parti trendinin yavaş yavaş inişe geçtiği şeklinde iç ve dış basında yapılan yorumlar her geçen gün çoğalıyor.

 

Bu yorumları AK Parti yöneticileri ne kadar doğru okuyor bilmiyorum, ama 31 Mart yerel seçimlerinde AK Partinin büyük şehirlerde uğradığı hezimetin nedenleri her nedense üzerinde durulmuyor. AK Parti’yi inişe sürükleyen çok sayıda iç ve dış nedenler var. İç nedenlerin başında halkın gittikçe azalan alım gücü ve her geçen gün artan hayat pahalılığı bulunuyor. Buna paralel olarak demokratik hak ve özgürlüklerden yaşanan kısıtlamalar ve adalet duygusuna olan inancın gittikçe zayıflaması toplumun AK Partiye olan güvenini ciddi şekilde sarsıyor. 2010 yılına kadar AK Parti iktidarının sürdürdüğü Avrupa birliği çerçeveli aynı iç ve dış politikadan bugün söz etmek oldukça zor. Bu süreçte AK Parti ikdidarına yönelik 17-25 Aralık yargı darbesiyle 15 Temmuz’da yaşadığımız hain darbe girişiminin oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak özellikle 15 Temmuz hain darbe girişimi AK Parti iktidarının iç ve dış siyasetinde ciddi tahribatlar yaptığını görüyoruz. AK Parti iktidarı bu iç ve dış sorunlarla ciddi şekilde boğuşurken, şimdi’de AK Parti’yi zayıflatmaya ve belkide parçalamaya yönelik Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun siyasi parti kurma girişimleriyle baş etmeye çalışacak. AK parti lideri Erdoğan ve parti üst yönetimi her ne kadar Babacan ve Davutoğlu’nun siyasi hareketleri önemsemiyor gibi görünse’de verdikleri demeçlerde ve yaptıkları açıklamalarda ve satır aralarında bu iki hareketin AK Parti iktidarına son verebileceği kuşkusunu ve kaygısını sezmek mümkün. AK Parti lideri Erdoğan’ın iki yıl önce (AK Parti’de metal yoğunluk veya metal yorgunluk) şeklinde ifade ettiği parti içi çürümüşlük düzeyinin çok daha fazlasını parti içerisinde yaşandığı tahmin ediliyor. dolayısıyla AK Parti lideri Erdoğan’ın ortaya koyduğu bu ciddi tespit günümüz sürecinde malesef tamir edilemiyor. AK Parti - Mhp’nin oluşturduğu Cumhur ittifakı başkan Erdoğan’ı seçtirmiş olabilir ancak bu ittifakın toplusal siyasi dengelerde özellikle AK Parti’ye zarar verdiği ve AK Parti’nin genel politakaların’dan sapmalara neden olduğu şeklindeki görüşler her geçen gün toplum nezninde ağırlık kazanıyor. Babacan ve Davutoğlu ile ilgili yapılan anketler eğer doğru ise yüzde 9 ile yüzde 7 gibi oranlarda ise AK Partiyi iktidardan uzaklaştırabilecek bir seçim sonucundan bahsetmek mümkün. Erdoğan’ın başkanlığında kurulan Cumhurbaşkanı hükümet sistemi maalesef bu toplumla bütünleştirilemedi. Siyaset dışı atanan bakanların bazıları AK Partiden uzak bir konuma düştüler. Milletvekilleri ve parti üst yönetimi ile arzu edilen düzeyde çalışmayı başaramadılar. Atanan bakanlar kendi alanlarında uzman olabilir. Daha önce çalıştıkları şirketlerde başarılı işler yapmış olabilirler. Ancak siyaset iş dünyasında başarılı olmaktan öte farklı bir toplumsal boyut gerektiriyor. Bu hükümet sisteminde Türkiye’de ilk kez denenen bu bürokratik sisteminde bazı eksiklerin olduğu gözlemleniyor. Eski başbakanlık sistemi yasalarıyla yeni sistemin uygulanamayacağı yavaş yavaş anlaşılıyor. Dolayısıyla bu hükümet sistemi beklide AK Partinin irtifa kaybetmesine neden oluyor. Bu önerilerimizi AK Parti üst yönetimine sunmakla yetiniyoruz. Gelelim AK Partinin Hatayda’ki sorunlarına ; CHP’li Lütfü Savaş’ın Büyükşehir Belediyesini ezici bir oy çoğunluğuyla kazanmış olması, Hatay AK Parti’de ciddi görevlerde bulunan çok sayıda insanı başkan Savaş’a madden ve mağnen bağlamış oldu. Bugün Hatay’da AK Partide görev yapan bazı Belediye başkanları olmak üzere, AK Parti’nin Büyükşehir Belediye meclis üyelerin bir çoğu başkan Savaş’a kucak açmış görünüyor. Hatta bazı Büyükşehir meclis üyelerinin AK Parti’den ziyade başkan Savaş’la daha uyumlu çalıştıkları gözlemleniyor. Bunların başında eski Antakya ilçe başkanı Ramazan Alpaslan bu süreçte HBB başkanı Lütfü Savaş ile ne kadar uyumlu çalıştığı kamuoyu tarafından yakından izleniyor. Hatta AK Parti meclis gurubunun partide yaptığı gurup toplantılarına katılmayı bile gerek görmüyor. Buradan anlıyoruz’ki HBB meclis katibi Ramazan Alpaslan AK Partiden ziyade başkan Savaş ile daha uyumlu görünüyor. Almanya’ya götürülüp gezdirilmesi böylesi bir ilişkinin sonucudur. Hatay AK Parti Büyükşehir Belediyesini 120 bin gibi bir oyla kaybetti. Ama sürece baktığınızda özellikle Hatay Büyükşehir Belediye meclisinde başkan Savaş ile son derece uyumlu bir çalışma sergileniyor. AK Parti Hatay il başkanlığına yeni bir vizyon kazandırmak üzere atanan Mehmet Yeloğlu yukarıda anlatmaya çalıştığımız siyasi süreci maalesef yönetemiyor. Hatay AK Parti’ye yeni bir soluk kazandıracağına inandığımız il başkanı Mehmet Yeloğlu maalesef Milletvekili Sabahat Özgürsoy Çelik ve Hüseyin Yayman’ın kendisine verdiği direktifler doğrultusunda çalışıyor. Atandığı günden bu güne kadar hala tebrik ziyaretleri alan Mehmet Yeloğlu’nun Hatay AK Parti’yi canlandıracak ve ayağa kaldıracak bir enerjisinin olmadığını görmüş bulunuyoruz. Hatay AK Parti il başkanı Mehmet Yeloğlu parti binası önünde aşure dağıtmasını çok iyi beceriyor, ama Hatay siyasetini dümdüz eden ve bütün siyasi partileri yandaşı haline getiren HBB başkanı Lütfü Savaş ile bu yöntemlerle baş etmesi imkansız gibi görünüyor.