Hatay ili Altınözü ilçesi Kozkalesi Mahallesi ilçenin en güzel mahallelerinden biri. Hatay Büyükşehir olduğundan beri bir türlü Kozkalesi Mahallesi demeye dilim dönmüyor. Yıllardır köy demeye alıştığımız için ben hep Kozkalesi Köyü demek istiyorum. Müsaadenizle ben bu yazımda yine Kozkalesi Köyünü kullanmak istiyorum. Altınözü'nün en kırsal köylerinden biridir. Toprakları sınırlı olmasına rağmen şehre en az veren köylerden biridir. Tarihi bildiğimiz kadarıyla 250 yıl öncesine dayanıyor. Orta Asya'dan göç eden atalarımız önce Kilis'te bir mola veriyorlar. Oradan bir kol Osmaniye tarafına, bir kol Altınözü Kozkalesi köyüne, bir kısmı da Kilis'te kalıyorlar. Yaptığım araştırmalarda Kilis ve Osmaniye kültürünün bize çok yakın olduğunu gördüm.
Orta Asya'dan göç eden atalarımızın da büyük ihtimalle Özbek Türkü olduğunu düşünüyorum. Bu sonuca şuradan vardım. Yaşım 56 üç fakülte bir yüksek lisans bitirdim. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okurken Özbek Türkçesi dersinde kullanılan bazı kelimelerin bizim köyde konuşulan kelimelerle aynı olduğunu gördüm. En önemli kelime olarak da “BILDIR” kelimesi. Bu kelime Türkiye'nin çoğu yerinde bilinmez. Oysa bizim köyde bu kelime yüzlerce yıldır kullanılır.
BILDIR=GEÇEN YIL DEMEKTİR.
Son yıllarda Altınözü'nde turizmle ilgili yapılanları takdirle karşılıyorum. Adana da yaşayan bir öğretmen, okul müdürü, eğitimci yazar, şair ve gazeteci olarak Hatay'a her gidişimde yapılan yenilikleri görmek beni çok mutlu ediyor.
Altınözü içerisindeki birkaç yıl önce yapılan “Cam teras ve park”, Yunushan Mahallesi Gelin dağındaki “kaya mezarları” gerçekten görülmeye değer. Tarihi bilincin gerek kurumlarda gerekse toplumda gittikçe artan bir seyre girmesi bizleri çok mutlu ediyor. Yüzlerce yıldır batılılar bu ülkenin tarihi değerlerini kendi ülkelerine kaçırdılar, bizler de seyirci kaldık.
Kaya mezarları demişken biraz geçmişe gitmek istiyorum. Yunushan köyü bizim köye sınırdır.1970'li yıllarda dağlara salyangoz toplamaya giderdik. Akşamdan yola çıkar, tüm gece boyunca dağlarda salyangoz toplar bunları satıp para kazanırdık. Geceleri salyangoz toplarken yağmur yağdığında zaman zaman kaya mezarları içerisine girer dinlenirdik. Aradan nerdeyse elli yıla yakın zaman geçti ve nihayet bir kaymakam geldi ve bunun farkına vararak gereğini yaptı. Tabi ki yapılanlarda Valiliğin, Belediye başkanının, diğer kurum amirlerinin hakkını da teslim etmek gerekir. Altınözü'ne bir iğne kadar bir şey yapılmışsa buna katkısı olan herkesten Allah razı olsun.
Gördüğüm kadarıyla Valilik, Kaymakamlık, Belediye ve tüm kurumlar arasında bir koordinasyon ve ekip ruhu anlayışı var. Son yıllarda yapılan “Zeytin Festivali” ilçeye turizm konusunda ayrı bir hava kattı.
Gelelim benim köyüm/mahallem olan Kozkalesi'ne: Bu köyde yer alan Kozkalesi ya da Kürşad kalesi bana göre Türkiye'nin en güzel kalelerinden biri. Tarihiyle ilgili değişik görüşler olsa da kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiğine inanıyorum. Görünüşte kısa kale ve uzun kale olarak gözüken yapıların yanında aslında üç kat yerin altında toprak altında kalmış bölümler vardır.
Yaklaşık elli dönüm üzerine kurulu kale tarihi açıdan büyük bir değer bence. Çocukluğumuzda biz kimsenin girmeye cesaret edemediği yerlere elimizde fenerlerle girerdik. Bazı yerlerden sonra oksijen olmadığından hemen geri dönerdik. Onlarca kılınç, kama vb. bulduğumuzu hatırlıyorum. Kaleyi görmeye gelen çoğu kişi sadece kısa ve uzun kalenin içine girip çıkıp gidiyor. Oysa Kalenin diğer yanında hamam, su deposu, zindan, cirit meydanı, depolar ve yer altında keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce bölüm var. Bir restorasyon yapılsa burası turizm cenneti olabilir.1990 yılından bu güne kadar bu kalenin gerek yolunun yapılması gerekse restorasyonu ile ilgili onlarca dilekçe yazdım bakanlıklara ve Cimer'e. Son duyumuma göre yakın zamanda restorasyon işine başlanacağı yönünde haberler alıyorum. Adana da ilgili kurumdan zaman zaman gelişmeleri de takip ediyorum.
Köyün karşısından “karşı” denen tepeden kale üstüne ya da yanındaki çınar ağacı yanına bir asma köprü yapılsa(yaklaşık 500 metre uzunlukta ve yerden yüksekliği 150 metre) dünya çapında bir olay olur inanın. Hatay'a gelen turistler şehri gezdikten sonra, Harbiye Yayladağı yolundan Kozkalesi'ne, oradan açılacak yeni bir yolla kaya mezarlarına, son olarak da Cam terasta sona erecek müthiş bir turizm destinasyonu yaşayabilirler.
Kozkalesi köyünün en büyük değeri ise ZAHTER/KEKİK. Bölgede en büyük zahter üretimi Kozkalesi'nde yapılıyor. Bu köyde yetişen kekik'in aroması diğer yerlerden çok farklı olduğundan tercih ediliyor. Kozkalesi halkı çok çalışkandır. Devletine milletine bağlı eğitimin önemine inanan bilinçli bir halktır.
İki yıl önce eşimle birlikte Isparta'nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak Köyünü namıdiğer LAVANTA KÖYÜ'nü ziyaret ettik. Köyün adı resmen Kuyucak ama köyün giriş ve çıkışında LAVANTA KÖYÜ ya da LAVANTA KOKULU KÖY yazıyor. Toprağı aynı Kozkalesi toprağı. Dağlık bir bölge. Köylüler lavantayla kendilerini öylesine bir turizm cenneti içerisinde bulmuşlar ki anlatılmaz yaşanır. İnsanlar Türkiye'nin dört bir yanından buraya lavanta tarlaları içerisinde fotoğraf çektirmek için geliyorlar. Köyün lavanta tarlaları fotoğraf çektirmek için adeta doğal stüdyolara dönmüş durumda.Köyün her sokağında cafeler,lavantadan yapılan parfümler,sabunlar,ağrı kesici kremler,magnetler,lavanta dan taçlar vb. yüzlerce turistik eşyayı bulabilirsiniz.
Dün adını bilmediğimiz köyün bugün çılgınlar gibi turist alması elbette tesadüf değil; arkasında ciddi bir seferberlik var. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı ve Anadolu Efes'in “Gelecek Turizmde”adlı kalkınma programı hepsi Kuyucak'ı, Lavanta Köyünü dönüştürmek için birlikte çalışmışlar. Sonuç: Tur Otobüsleri küçücük köyde cirit atıyor. Binlerce turist bu köye akın ediyor.
Şimdi Hatay Valiliğine, Altınözü Kaymakamlığına ve Altınözü Belediye Başkanlığına soruyorum: Tüm bunlar Kozkalesi mahallesinde yapılamaz mı?
Kozkalesi mahallesi girişine “KEKİK KÖYÜ YA DA KEKiK KOKULU KÖYE HOŞGELDİNİZ” tabelası, internetten kapsamlı bir tanıtımla olamaz mı bunlar? Gelen turistlerin kekik tarlaları içerisinde fotoğraf çektirdiğini, kekik kokusu verilmiş sabunlar, parfümler, lokumlar, magnetler, ağrı kesici kremler vb.yapılıp satışının yapıldığını, kaleyi gezip tarihin kokusunu içine çektiğini, kaleden bir km.yukarıda inanç turizmi için bir ziyaret var(harab edilmiş ama onarılabilir) oraya gittiklerini, oradan yeni açılacak yolla kaya mezarlarına son olarak da Cam kule ve zeytin festivaline katıldıklarını… Ben hayal ettikçe içim gidiyor. Yok mu benim gibi düşünen bu ilçede? Sahi Kozkalesi Köyünde bir de “KEKİK FESTİVALİ” yapamaz mıyız Nisan ayında?
Tüm bunlar ütopya mı sizce?
Bence değil, yeter ki isteyelim Kozkalesi ve Altınözü nü turizm cennetine çevirebiliriz.
Sevgili dostlar bacasız fabrika olan turizmden ilçemizin daha fazla yararlanması için bir sinerji yaratırsak bambaşka bir bölge olabiliriz. Hepinize selam ve saygılar sunuyorum.