6 Şubat’a “Hazır” Olunmaz

6 Şubat’a “Hazır” Olunmaz

6 Şubat…

Türkakvimde bir gün değil, bu ülkenin vicdanına kazınmış bir yaradır.
Saatle, programla, organizasyon diliyle anılacak bir tarih hiç değildir.
Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin, 6 Şubat depremlerinin yıldönümü öncesinde basına servis ettiği
“Deprem Şehitliği 6 Şubat’a hazır” başlıklı içerik, işte tam da bu yüzden kamuoyunda haklı bir tepkiyle karşılandı.
Çünkü bu topraklarda on binlerce insan toprağın altındayken,
anneler hâlâ evlatlarının sesini rüyalarında duyarken,
enkaz kokusu hafızalardan silinmemişken,
“hazır” kelimesi sadece bir kelime değildir.
“Hazır” demek, bitmişlik hissi verir.
“Hazır” demek, acının geride kaldığı izlenimini doğurur.
Oysa 6 Şubat’ta hiçbir şey bitmedi.
Ne yas bitti,
ne sorular cevap buldu,
ne de sorumluluklar yerini buldu.
Deprem şehitliklerinin düzenlenmesi elbette bir kamu görevidir.
Ama bu görev, bir başarı başlığıyla sunulamaz.
Bu, alkışlanacak bir iş değil; zaten yapılması gereken bir sorumluluktur.
Mesele şehitliğin taşının, toprağının, çevre düzenlemesinin “hazır” olması değildir.
Mesele, bu felaketin nedenlerinin ne kadar konuşulduğudur.
Mesele, ihmallerle ne kadar yüzleşildiğidir.
Mesele, bir daha yaşanmaması için neyin değiştiğidir.
6 Şubat bir tören günü değildir.
6 Şubat bir protokol mesaisi hiç değildir.
6 Şubat, baş eğilerek anılan bir gündür.
Sessizlikle, saygıyla, sorumlulukla hatırlanan bir gündür.
Bu nedenle çağrımız nettir:
6 Şubat’a dair kullanılan dil yeniden düşünülmelidir.
Acıyı yöneten değil, acının karşısında haddini bilen bir üslup benimsenmelidir.
Törensel değil, vicdani bir duruş sergilenmelidir.
Çünkü bazı günlere “hazır” olunmaz.
Bazı günler sadece unutulmaz.
Ve 6 Şubat, unutulmayacak kadar ağır bir gündür.

Mahmut Şan