Bir toplumun en büyük gücü gençliğidir. Eğer gençlik çürümeye başlarsa, o toplumun geleceği de tehlike altındadır. Bugün Altınözü'nde tam da böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Sessiz ama derin bir çöküş yaşanıyor. Madde bağımlılığı, özellikle "kristal" olarak bilinen uyuşturucu ile birlikte ilçenin dört bir yanına yayılmış durumda.
Bu mesele artık fısıltıyla konuşulacak bir konu olmaktan çıkmıştır. Her mahallede, her sokakta bunun izlerine rastlamak mümkün. Aileler tedirgin, insanlar endişeli… Ama en önemlisi, gençlerimiz bir bir bu karanlığın içine çekiliyor.
Daha düne kadar sokakta top oynayan, hayaller kuran çocuklar bugün bambaşka bir dünyanın esiri haline geliyor. Bu sadece bireysel bir tercih değil; aynı zamanda bir ihmalin, bir boşluğun sonucudur. İşte bu yüzden meseleye sadece "kullanan" üzerinden bakmak eksik kalır. Asıl sorgulamamız gereken, bu noktaya nasıl gelindiğidir.
Herkes biliyor… Mahalle sakinleri de biliyor, muhtarlar da biliyor. Kimlerin bu bataklığa saplandığı, nerelerde bu işlerin döndüğü üç aşağı beş yukarı ortada. Ama bilmek yetmiyor. Sessizlik, bu sorunun en büyük destekçisidir.
Bugün açıkça söylemek gerekiyor: Bu bir güvenlik sorunu olduğu kadar aynı zamanda bir toplumsal çöküş meselesidir. Devletin ilgili kurumları daha etkin, daha kararlı ve daha görünür bir şekilde sahaya inmelidir. Denetimler artırılmalı, uyuşturucuya ulaşım yolları kesilmeli ve en önemlisi bağımlı gençler kaderine terk edilmemelidir.
Ancak iş sadece devletle de bitmez. Aileler daha dikkatli olmalı, toplum daha duyarlı davranmalı. Herkes elini taşın altına koymadıkça bu sorunun önüne geçmek mümkün değildir.
Eğer bugün bu tehlikeyi ciddiye almazsak, yarın çok daha ağır bedeller ödeyeceğiz. Altınözü'nün geleceği, bugün vereceğimiz mücadeleye bağlıdır.
Unutmayalım: Bir genci kaybetmek, aslında bir geleceği kaybetmektir.